Ben bu işi yapacağımın karar verilmesi ve kendimle olan savaşın sonucunda kendimi, kendi atölyemde, kendi kendimle, kendi kurduğum hayalleri gerçeğe dönüştürürken buldum.
Benim için en zor kısmıydı ne yapacağıma karar vermek ve karakterimin mükemmeliyetçiliği! Kağıt yüzeyle olan ilişkimden cesaret alarak resimlerimi seramik yüzeye aktarmaya başladım. Yaklaşık üç yıldır denediğim, inat ettiğim, kendime has çizgiyi bulma uğraşısı memnuniyetle devam ediyor.
Kağıt yüzeyle, seramik yüzey arasındaki üretim sürecindeki farklılıklar nelerdir?
Kullandığınız kağıt olabilir, bu kağıdın gramajı olabilir, bu bir bez olabilir ve bu bir tuval olabilir daha çok tercih ettiğin boya ve medyum türüne göre hepsinde hakimiyet gücünü artıran şey fırçanın ucuna, fırçanın büyüklüğüne kadar malzeme alışkanlıklarını topyekün değiştiriyor. Örneğin akrilik bir boya tercih edebilir, kağıt yüzeyde kurumasını, yağlıboyaya göre daha hızlı bir sürede kuruyor bilgisi temel alınarak daha hızlı tepkiler gösterip daha hızlı sonuçlar alabilirsin. Bir şeyde hızlı sonuç almak istediğinde bazı şeylerden ödün verebilirsin. Bu akrilik için renk skalası genişliği olabilir ama pratiğindeki hızlı müdahale edebilme gücü bazen daha farklı sonuçlar elde etmene de izin verebilir. Seramik malzemede bu süreç çok daha farklı, çok daha emek isteyen aşamalardan geçiyor. Kağıt yüzeyden farklı olarak, seramik, hammadde olarak sana kullanmak istediğin yüzeyi istediğin forma dönüştürmene istediğin yüzeyi bir biçime sokmana izin veriyor. Ama malzeme yapısı senden, beni istiyorsan benim istediklerime göre davranacaksın, dışına çıkarsan mutsuz olurum senide mutsuz edebilir diyor ve seni net bir çizgiye sokuyor. Kağıttan ayrı olarak en çok hoşuma giden kısmı da burası en az desendeki kadar hayal gücüme yüzey oluşturma izni ve imkanı veriyor. Plastik malzemeyi dönüştürüp şeklini oluşturduktan sonra senden aldığı bir zaman oluyor. Bu tercih edilen forma göre, şekillendirme süreci için en az bir hafta demektir. Daha sonra seramik malzeme senden hazır olan form için en az bir hafta daha kuruma izni istiyor. Beni benimle bırak, ben tatile gideceğim ve güneşleneceğim diyerek havaiye bir hafta tatile gidiyor. Hatta tatilinde Cem Adrian dinlemek istiyor, rivayete göre paslanmaz çelikten yaratılmış bu ses eşliğinde gezintiye başlıyor, buradan havaiye kadar geçen bir yola geliyorsun. Kağıt yüzeyde sanatçı pratiklerine göre değişebilir. Bu işi bir günde bitirebiliyorsan, seramik yüzeyde bunun ilk aşaması olarak şekillendirme ve kurutma işlemi için bir hafta ve ilk pişirime, bisküvi pişirimi de deniyor en az iki gün süreyle 900 ve 1040 derece arasında sanatçı üretim değerine göre seçilen sıcaklıklarla seramik fırınlarında pişirmeye emanet ediyorsun. En sevmediğim kısmı fırınlama sürecidir. Çünkü bitirmiş olduğum işimi fırına o sıcaklıklara teslim ettiğim zaman fırınla benim aramda kontrol edilemez bir mesafe oluşuyor. Bazen sen ne yaparsan yap fırın rejiminde istemediğin sonuçlara maruz bırakabiliyor ve bunun neden sebep olduğunu bulamıyorsun ve tüm seramik üretim proseslerinin en başına geri dönebiliyorsun. Daha sonra ilk pişirimi bitmiş seramik yüzeye yapmak istediğim desen çalışması için en az bir hafta daha ayırıyorum.
Yüzeydeki çizimler baskı mı? Nasıl hepsini aynı çizebiliyorsun?
Bu ayırımda öncelikle kağıt yüzeyde yüzlerce kez denediğim figürü ya da deseni seramik yüzeye tamamen elle tek tek aktarmaya başlıyorum. Örneğin bir bardağın üzerine bir figürü çizmek için kağıt yüzeyde en az yüz kez pratik yaptıktan sonra aynı değeri yüz birinci kez bardak üzerinde yapıyorum. İnanılmaz bir emek, inanılmaz bir zaman ayrımında biten boyama aşamasından sonra seramik mukavemetini artıran ve o parlaklık değerini kazandıran sır, seramik yüzeyle kaplanıyor ve tekrar fırının vicdanlı ellerine teslim ediliyor. Çıkan sonuç tamamen sürpriz olabiliyor. Seramiğin güzelliği de burada sanırım ama bana koyulan mesafeye, son sözü ateşin söylemesine bunu kontrol etmenin tecrübe ve zamanla oluşmasına pek tahammül edemiyorum. Ama sonuç, üretimin hayal ettiğinin gerçeğe dönüşmesi inanılmaz bir güç kaynağı doğuruyor. Ve bunun beğenilmesi paha biçilemez değerlerdir.
Sonuç olarak, bir ağacın meyve vermesini bir mevsim beklerken benim seramik üretim proseslerim de bu meyveyi yiyebilmek bir ay süre içinde gerçekleşiyor. Keşke bir bitkinin çiçek açtığındaki yaşama sevincini keşke bir üretim yaptığımda oluşan doğaüstü enerjisini size açıklayabilseydim ama bunu yalnız ağaç bilir bunu yalnız üreten bilebilir.
“başlarken yalnızsın bitirdiğinde daha da yalnız”
Hasan Ali Toptaş’ kendisiyle oluşturulmuş söyleşilerden derlenen bir değeridir.
Haftaya görüşürüz.
İyi pazarlar : )

